Kaş

KAŞ

Antalya Körfezi’nin batısındaki eski Likya, günümüz Teke Yarımadası’nın çok sayıda turizm merkezlerinden biri de antik çağdaki adı Antiphellos olan bugünkü Kaş’tır. Yakın zamana kadar, denizden birden yükselen dağların kıyısında sıkışmış gibi duran küçük liman kasabası Kaş, bugün her ulustan yabancı turistin tercih ettiği, altyapısı tamamlanmış temiz ve sevimli bir tatil yöresidir. Merkezi ve Batı Likya arasındaki Kaş, sahili bir baştan bir başa eşsiz bir doğal manzara içinde kat eden iyi bir karayolu ile Antalya ve Muğla illerine bağlanırken, kuzeye tırmanan başka yollarla da iç kesimlerdeki Elmalı, Korkuteli gibi üretim merkezleri üzerinden Orta Anadolu’ya bağlanmaktadır.

Birkaç mil batısındaki Meis ve öteki irili ufaklı adalarla birlikte oluşturduğu dağ ve deniz odaklı doğal çevre, Kaş’ın yerli yabancı tatilciler tarafından tercih edilmesindeki önemli etkenlerden biridir. Başta batıdaki Kalkan beldesi olmak üzere Kaş ve çevresi, son yıllarda yabancıların mülk edinerek sürekli yaşamak üzere tercih ettikleri yerler arasında ön sıralarda bulunmaktadır.

Doğa ve Tarih

Doğusundaki Simena, Theimussa ve Kekova Adası’nın bir bütün oluşturduğu; doğallığı iyi korunmuş çevre ile kuzeyindeki köyler arasına gelişigüzel serpilmiş gibi duran antik kent kalıntıları ve Kasaba Çukuru’ndaki Dirgenler’de ortaçağdan kalan Dereağzı(Şeşeme) Kilise’si ile Kaş; tarih meraklılarının günübirlik gezilerle gidip gelebilecekleri görülmesi gereken yerlere sahiptir. Antiphellos, “Phellos’un karşısındaki (yer)” demektir. Bugünkü Kaş’ı tanımlamak için kullanılan antik çağda Likya’nın önemli kenti Phellos, ilçe merkezinin birkaç kilometre kuzeyindeki Çukurbağ Köyü’nün hemen üstünde kurulmuş bir dağ kentidir. Kaş’ın doğal bitki örtüsü, el değmemiş bakir doğası ve özgün mimari çevre içinde varlıklarını sürdüren eski köyleri, üretim ve etnografya meraklılarına başka bir yerde kolay bulamayacakları gözlem olanakları sunmaktadır.

Bunun için günübirlik, olmadı birkaç saatlik çevre gezilerine çıkmak yeterlidir. Kaş ve batıdaki Muğla arasında sınır oluşturan Milli Park statüsündeki Saklıkent Kanyonu, her iki yörede konaklayanların mutlaka ziyaret ettiği bir doğa harikasıdır. Antik Ksanthos Irmağı’nın, yani bugünün Kınık Çayı kaynaklarının yer aldığı Akdağ’ın batı eteğindeki Saklıkent Kanyonu, günübirlik değişiklik isteyenler için bulunmaz değerde bir durak yerdir.

Kaş’ın birkaç mil batısında, Anadolu coğrafyasından ayrı düşünülemeyecek kadar yakın olmasına karşın Yunanistan toprağı sayılan Meis Adası halkı ile Kaş halkı arasında; kökü tarihin derinliklerine kadar uzanan ticaretten, kız alıp vermeye varan ilişkilere dayalı ebedi bir dostluk vardır. Kaş’taki Cumhuriyet Bayramı, büyük coşku ile kutlanan özel bir gündür. Ünü oldukça yaygın olan Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına tanık olmak için yurdun dört bir yanından izleyiciler, her 29 Ekim günü Kaş’ta buluşur.

29 Ekim akşamı, Meis Adası’nın seçilmiş ve atanmış yöneticileri ile birlikte adada yaşayan çok sayıda Yunan vatandaşı Kaş’a gelir, gece geç saatlere kadar süren kutlamalara katılarak, karşı kıyıda yaşayan Türk dostlarının mutluluğuna ortak olurlar.

Plajlar

Antalya Körfezi’nin doğusunda, neredeyse yüz kilometre boyunca kesintisiz süren kumsallardan oluşan kıyı şeridi, batıda yerini sert kayalık kıyılara bırakır. Bununla birlikte Kaş – Kalkan arasında yer alan olağanüstü kumu ile ünlü Kaputaş Kumsalı gibi plajlar sahilin tekdüze görüntüsüne çeşit katar, onu zenginleştirir.

Kaş’a bir iki kilometre uzaklıktaki Akçagerme Plajı, ilçenin güneyinde, ancak denizden ulaşılabilen Liman Ağzı kumsalları ve Büyük Çağıl, Küçük Çağıl plajlarında yerli yabancı konukların günübirlik deniz banyosu ihtiyacını karşılayacak kalitede yetkin hizmet verilmektedir. Kalkan’ın batısındaki Yeşilköy’den itibaren, batıya doğru uzanan yirmi kilometre uzunluğu ve az bulunur kalitedeki kumu ile Batı Likya’nın Patara, Letoon ve Ksanthos gibi önemli kentleri ile iç içe olan Gelemiş Kumsalı, denize girmek için kumsalları tercih edenlerin not etmesi gereken yerler arasındadır.

Kuruldukları eski çağdan bu yana denizle iç içe olan Kaş’ın doğusunda Myra, Andriake, Theimussa, Simena, Kekova ve benzer birçok antik yerleşim alanları ile batı kıyısındaki Kalkan Beldesi çevresindeki kıyıların önemli bölümü, denize girmek için kaya oluşum tercih edenlere bulunmaz fırsatlar sunmaktadır. Kaş ve Kalkan yöresi, salt Antalya Bölgesi’nin değil, Akdeniz’in en çok tercih edilen dalış merkezleri arasında yer almaktadır. Kaş’ın koyu lacivert denizinin olağanüstü güzellikteki deniz dibi özelliklerini gözler önüne seren bozulmamış sualtı dünyası ve Akdeniz’de yaşayan zengin balık varlığı, sayıları her yıl artan dalış meraklısını yöreye çekmektedir.

Kaş – Kalkan arasındaki Kaputaş Kumsalı’nın birkaç kilometre doğusunda; ancak denizden ulaşılabilen Mavi Mağara, ziyaretçilerine görsel ziyafet sunan, yörede konaklayanların görmeden edemedikleri yerlerden biridir.

İletişim

Galeri

Dil »