Dalış

-DALIŞ-

Antalya Destinasyonundaki Dalış Noktaları

Kıyı sularımızda yüzerken yunuslarla her an karşılaşabilirsiniz! Sadece yunuslar mı? Nesli ne yazık ki yok olmaya yüz tutmuş olan ancak ülkemizde koruma altında olan Akdeniz fokları ve daha yüzlerce canlı çeşidi sizi kucaklamaya, size merhaba demeye hazır olacaktır.  Bu nedenle kameranızı her an çekime hazır tutmalısınız.

Türkiye sularında, tavsiye edilen en iyi on dalış noktasından beşi Antalya bölgesinde yer almaktadır. Ayrıca bölgede, dünyaca önemli on iki önemli dalış noktası bulunuyor. 12 ay boyunca neşeli dalışlara izin veren ılıman iklimiyle bölge, adrenalin tutkunları için vazgeçilemez güzelliklere sahiptir. Bazı bölgelerde dalış yasağı bulunmaktadır. Bu nedenle bireysel dalmak isteyenler, öncesinde Dalış Okulları’ndan bilgi almalıdır. Çok sayıda profesyonel hizmetler veren dalış okullarıyla öne çıkan bölgemizde, her yıl yarım milyondan fazla dalış gerçekleşmektedir. Antalya’nın en sevilen özelliklerinden birisi de her seviyedeki dalıcılar için çok zengin seçenekler sunmasıdır.  Antalya destinasyonunda bulunan ve öne çıkan dalış noktalarını sizler için araştırıp derledik.

Antalya

Antalya merkezinde dalış için falezler uzun bir blok oluşturur ve günübirlik zaman harcamak isteyenler için harika bir fırsattır. Bugüne dek birçok belgesele konu olan Fransız Batığı ve Sıçan Adası’nın çevresi Antalya’nın diğer önemli dalış noktalarıdır.

Fransız Batığı

Hemen Antalya liman girişinde bulunan Fransız askeri nakliye gemisi 20-32 metre derinliklerde yatmaktadır. Antalya Yat Limanı’nın 1 kilometre açığında, şamandıranın altında yatan batık, 1942 yılında savaş sırasında batırılan “St. Didier” adlı Fransız savaş gemisine aittir. 1946 ve 1974 yılları arasında yapılan çalışmalarda geminin içindeki yükün büyük bir bölümü çıkarılmıştır. Hastane destek gemisi görünümünde olan bu geminin içinde cephane ve çöl şartlarına uygun arabalar bulunmaktaydı. Bugün üzerinde pek bir şeyin kalmadığı batık,  yine de dalgıçların ilgisini çekmeye devam etmektedir. Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta ise yat limanı ağzına yakınlığı dolayısıyla tekne trafiğinin fazla olmasıdır. Bu dalış noktası için Antalya Valiliği’nin izni alınmalıdır.

Falezler

İki farklı güzellikte plajla sonlanır Antalya: Tercihi kum olanlar Lara’da güneşlenirken  kimileri ise güneşin altında ışıl-ışıl parlayan yamyassı olmuş çakıllarla dolu Konyaaltı Plajı’nı seçer. Sizi bekleyen ise her şekilde de yanılmamış olmanızın verdiği değerli hazdır.  Adeta birbirleriyle yarışırcasına bir rekabet ile sizleri ağırlayan her iki plaj da farklı tatlar sunar. Suyun üstünde muhteşem tatlar öneren bu iki plajın arasında kalan ve falez adı verilen kaya oluşumları ile kaplı bölge, dalış için çok elverişlidir. Kenti çevreleyen bu eşi benzeri olmayan falezlerin, Akdeniz’de sadece doğanın cömert davrandığı Antalya’da bulunduğunu da hemen ekleyelim.

Falez oluşumları 14 metreden 25 metreye kadar inen derinliklere sahiptir. Girişin kolay olması nedeniyle serbest dalıcılar için idealdir. Konyaaltı Plajı’na inen varyantın altında kalan bölüm, bölgenin en ilginç yeridir. 25 metreye kadar inilebilen bölge, suyun altında kalmış olan muhteşem görsellikteki falezleri ve üzerindeki canlı yaşamı görmeye olanak tanır. Kayalardan sızan tatlı suların deniz ile karışarak sunduğu berraklık ise dalıcılar için ayrı bir sürprizdir.

Sıçan Adası

Antalya’nın batısında Büyük Liman’a birkaç kilometre uzaklıkta bulunan, bir piknik ve plaj alanı olan Topçam bölgesinin karşısında yer alan bu küçük ada, dalıcıların ilgisini çeken bir başka bölgedir. Sahile bakan batı yakası sığdır. Zemin genellikle ince kum ile kaplıdır. Sıçan Adası’nın en ilgi çekici bölümü kuzeydoğu yakasıdır. Kayalık dip yapısı 22 metreye kadar uzanarak dalıcılar için hoş bir görsellik sunmaktadır. Aynı zamanda doğusunda ufak bir mağaranın olması dalıcılar için güzel bir sürpriz yaratmaktadır. Batıdan esen poyrazın dalga yaratmamasına rağmen rüzgâr şiddetine bağlı olarak kuvvetli yüzey akıntılarına neden olabilir. Bu nedenle dikkat edilmesi gerekmektedir. Günlük tekne gezisine çıkanların da ilgi odağı için yoğun bir tekne trafiğine de sahip olduğunu hemen belirtelim.

Dornier Batığı

1968 yılında Türk Hava Kuvvetleri’ne katılan ve Kıbrıs Barış Harekâtı’nda da kullanılan Dornier tipi savaş uçağı, 1998 yılında hurdaya ayrıldıktan sonra dalış turizmi için 2010 yılında Antalya Yat Limanı açıklarında batırılmıştır. Batık 25 metre derinde bulunmaktadır.

Kemer
Ülkemizde dalış okullarının en çok bulunduğu ve mavi bayraklarıyla dünyaca ünlü bu turistik belde, bünyesinde çok çeşitli dalış alternatiflerine sahiptir. Zengin bir Akdeniz canlı topluluğu olan Kemer sularında, Kızıldeniz’e ait balık türlerine de rastlanmaktadır. Bölgenin zengin bir dalış noktası olan Üç Adalar’da iri vatozlara, müren balıklarına, karavidelere, yılın belirli zamanlarında orkinos ve barakuda sürülerine rastlanmaktadır. Eğer şanslı gününüzde iseniz,  Akdeniz fokları ile de karşılaşabilirsiniz.

Kiriş Mağara Koyu
Kemer Yat Limanı’ndan dalış teknesiyle 15 dakika mesafededir. Rüzgâr ve dalgaya karşı korunaklı bir koydur. Bu koyun sığ başlaması ve uzantısının 18 metreye varan bir derinliğe sahip olması hem yeni başlayan hem de sertifikalı dalgıçlar için çok uygun bir dalış noktasıdır. Sarp kayalarla çevrili bu koy; adını bölgede bulunan iki küçük mağaradan alır. Aynı zamanda su altında da görülmeye değer küçük mağaraların ve tünellerin oluşu ve en önemlisi bu koydan Kabarcık Mağarası’na su altından rahatlıkla ulaşılabilmesi, bu dalış noktasını öne çıkartarak son derece ilginç kılmaktadır. Su altının kaya, taş, çakıl ve kumdan oluştuğu bu koy, sargoz, karagöz, papaz, kefal, günbalığı, sokar, kayabalığı, kertenkele balığı, müren, orfoz, kupes, barbun, tekir, yengeç, denizyıldızı, denizkestanesi, karides, mürekkepbalığı, ahtapot gibi çok çeşitli canlı türlerini barındırmaktadır. Balıkların, iştahla dalgıçlar tarafından sunulan ekmek parçalarını yemeleri ve dalgıçların etrafına doluşmaları çok hoş görüntüler vermektedir.

Akvaryum Koyu
Kemer’in en beğenilen dalış noktalarından biri olan bu koy, dalışa yeni başlayanlar için idealdir. Akvaryum Koyu, Kemer Yat Limanı’na 18 dakika mesafededir. Ulaşım sadece denizden sağlanmaktadır. Sarp kayalar ve çam ağaçlarıyla çevrili olan koyda, bir de güzel bir çakıl plaj bulunmaktadır. Rüzgâr ve dalgaya karşı korunaklı plajından dolayı istenen her türlü sığlıkta dalışa başlamaya elverişlidir. Bu güzel koyda tekir, kupes, karagöz, kefal, papaz, sarpa, günbalığı, orfoz, ahtapot, denizkestanesi, denizyıldızı, bazen barakuda, kalamar ve vatoza rastlamak mümkündür. Koyun en derin yeri 12 metredir. Deniz tabanı yer yer çakıl ve kum olarak çeşitlilik göstermektedir. Ayrıca üzerleri renkli sünger ve mercanlarla kaplı büyük kayalar arasında gezinmek ve hatta balıkları elden beslemek olasıdır. Adından da belli olduğu gibi koy, yüzmek için enfes hazlar sunmaktadır.

Fener-Tünel

Her seviyeden dalgıçlara hitap eden Fener dalış noktası, Kemer Yat Limanı’na 7 dakika mesafededir. Kayalıklarla kaplı olan bölgede birçok irili ufaklı tünel ve kaya oluşumlarına rastlanmaktadır. Bu dalış noktasına adını veren, resifi ve tüneldir. Resif su yüzeyinin 3 metre altından başlar 18 metreye kadar devam eder. Resifin başladığı yerde su derinliği 9 metre ve uzunluğu 5 metre olan geniş bir tünel vardır. Üzerinde barındırdığı onlarca deniz canlısından dolayı, keyifli bir seyir sunmaktadır. Mercanlar, denizlaleleri, renkli süngerler ve istiridyelerle kaplı olan tünelde; ayrıca müren, ahtapot, karavide, deniz akrebi, yengeç, denizhıyarı, deniztavşanı, orfoz, papazbalığı gibi birçok balık türüne rastlanmaktadır.

Pati Batığı

2001 yılının fırtınalı 1 Ocak gecesinde, Kemer’e bağlı Kiriş yöresi Akvaryum Koyu’nun açığındaki kayalara sürüklenerek batan Gürcistan bandıralı Pati ismindeki gemi, ortasından ikiye ayrılmış ve kıç tarafı kayaya oturmuştur. Pakistan ve Sri Lankalı kaçak mültecilerin de içinde bulunduğu Pati’nin baş tarafı hemen sulara gömülmüş, kıç tarafı ise kıyıda kayalara oturarak kalmış ve kaldığı kesişme noktasında, 2004 yılına kadar herkesçe görülebilecek şekilde direnmiştir. Aynı yılın kışında da tamamen batmıştır. 15 metre uzunluğundaki demir gemi enkazı, 5-12 metre derinlikte ve kum zemin üzerindedir. Ani derinleşen bir konumda olması sebebiyle tecrübeli dalgıçlar için uygun bir dalış noktasıdır. Ancak yeni başlamış olan tutkunlar için de rehberlerin hizmet vermekte olduğunu hemen anımsatalım.

Direkler, zincirler ve çapa gibi gemi parçalarının etrafa saçıldığı enkazda orfoz, müren, vatoz, çok sayıda denizyıldızı ve mevsimine göre ton balığı görmek olasıdır.

Paris II Batığı

Kemer Yat Limanı’ndan 7 dakika gibi kısa sürede ulaşılabilen Paris II, bölgenin dünyada en çok tanınan dalış noktasıdır. Batık, 21-31 metre derinlikte, tamamen kumdan oluşan bir zemin üzerinde yatmaktadır. Deniz tabanında adeta yüzer gibi bir görüntü sergilediği söylenen Fransız Batığı Paris II, 1917 yılının Eylül ayında, Topçu Teğmen Mustafa Ertuğrul Aker komutasındaki küçük bir Türk taburunun, Koca Burun Tepe’sinden 7.7’lik çapta açtığı top ateşi sonucunda batmıştır. Savaş öncesi balıkçı teknesi olarak inşa edilen gemi, sonradan savaş gemisine dönüştürülmüştür. Teknenin uzunluğu 65, genişliği ise 14 metredir. Rasgele çok hoş bir ışığı yakalamış olan batığın üzeri, geçen süre içerisinde, rengârenk mercan ve süngerlerle kaplanmıştır. Aldığı ve saçtığı şık ışık ile muhteşem güzellikte bir görselliğe dönüşmüştür. Bu durum dalgıçlar için hiç kuşku yok ki tahrik edici bir çağrıdır.

Dünyanın en iyi 50 dalma noktasından birisi olarak kabul gören Paris II batığının ayrıca çok da ilginç bir öyküsü vardır: Genç bir teğmen yönetimindeki 25 kadar Türk askeri, geminin batmasıyla birlikte boğulma tehlikesi geçiren Fransız bahriyelerinin yardımına canla başla koşarak karaya çıkmalarını sağlar ve hayatlarını kurtarır. Kuru giyeceklerini, gerçekte dönemin ağır şartları nedeniyle çok az olan yemeklerini, “onlar bizim misafirimiz dedikleri” batan geminin askerleri ile paylaşırlar. Evlerinden uzak ve yaşamlarındaki en zor anı yaşayan Fransız denizcileri, gördükleri ilgi karşısında etkilenir. Komutasının prensibini, evrensel sevgi üzerine kurgulamış olan bu genç Teğmen Mustafa Ertuğrul, Fransız geminin kaptanı Ronnin ile çok iyi dost olur. Fransız kaptan yüzbaşı Ronnin, sahip olduğu köpeğini dostluklarının anısı olarak, Türk teğmene hediye eder ve kısa süre sonra ülkesine döner. Sonradan yaşadıklarını eksiksiz olarak rapor ederek Türk teğmenden övgüler ile söz eder. Çok yakın bir tarih olması sebebiyle, belgeler ile doğrulanmış olan Paris II’nin dostluk öyküsü, romanlara konu olacak bir zenginliği günümüze taşımaktadır. Bu öykünün büyülü ışığına dalanları; müren, iskorpit, karavide ve orfoz gibi pek çok canlı ve görsel zenginlik beklemektedir. Ayrıca, enkazın tam ortasında heybeti ile duran büyük buhar kazanını ve etrafa saçılmış çok miktardaki briket ile kömürü; kıç kısmında, çok miktarda top mermisini görmek de olasıdır. Yakın bir tarihte keşfedilerek hayata kazandırılan bu dalış noktası, sertifikalı ve deneyimli dalgıçlar için uygundur.

Üç Adalar

Kemer’e bağlı Tekirova açıklarında bulunan Üç Adalar, standart üstü, nadir bulunan dalış merkezlerinden birisidir. Su altı zenginliklerini keşfetmek isteyen dalıcılar için bölge, sunduklarıyla hayranlık uyandıran bir cazibeye sahiptir. Üç Adalar çeşitli dalış türlerinin gerçekleştirilebildiği zengin bir bölgedir. Doğallığı ile göz kamaştıran bölgede Martı, Mağara, Piknik ve Küçük Ada olarak anılan dört ada bulunmaktadır. Bu adaları nadir kılan, sunduğu doğal güzelliği ve dünya kriterlerine uygunluğu ile eşine çok az rastlanabilir olmalarıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekliye ayrılan Münfesih SG 120 gemisi, kısa bir süre önce bu mevkide batırılmıştır.

Kanyonda iri vatozlar ve her çeşit balık görülebilir. Üç Adalar, ayrıca mağara dalış meraklıları için de idealdir. Ağustos ve eylül aylarında, orkinos sürüleriyle karşılaşıldığı gibi sayıları iyice azalmış, koruma altında olan Akdeniz fokları ile burun buruna gelmek de mümkündür. Bu bölge, gece fotoğrafçılığı ve makro çekimler için sürprizlerle doludur. 30 dakikalık bir tekne yolculuğu sonunda ulaşılan bölge, her an karşınıza çıkarak sizleri selamlamaya hazır yunuslarla doludur.

Üç adalar: X resif

Burası üç adalardaki dalış noktaları arasında en bereketli yerlerin başında gelir.  Kıyıdan devam eden kayalıklardan ayrı olarak suyun altında başka bir resif başlar 15 mt başlayan bu resif 55 metrelere kadar iner.  Fakat derine inmeye gerek yok çünkü resifin kuzey batısında 30 metreye kadar devam eden bir duvar da vardır.  Bazı uç noktalarda beklendiğinde lahoz ve orfozlar derinden sürüler halinde yukarıya kadar süzülürler.  Mevsimine göre akya tombik ve sinarit sürüleri görülebilir.

Üç adalar: Piramit taşlar

Genelde kıyısı ilk başlayanlar ve deneme dalışı yapanlar için idealdir.  Fakat iyi bir rehber eşliğinde bulunabilecek, kumların ortasında üç tane büyük boyutlarda kaya parçaları vardır.  Üst kısımları 10 mt altı 30 mt yi bulur. Bunların etrafında her türlü balığı, dikkatle bakıldığında üst taraflarda minik deniz tavşanı çeşitlerini bulabilirsiniz.

Üç adalar:  Adventure resif

Üç adalaradan yaklışık 400 mt açıkta bulunan bu resif de genelde akıntı mevcuttur.  Usta seviyesindeki dalgıçların dalması tavsiye edilir.  Üst taraf 5 metre kadar sığdır ama derinlik 60-70 leri bulur.  Sığlığın ortası plato gibi bir şekil oluşturur.  Bunun üstünde ufak balıklar göç ederken göz gözü görmez avcı balıkların saldırılarını rahatlıkla görebilirsiniz.  Tavşanın da bazı çeşitlerini sadece bu resifde görebilirsiniz.  Burada görebileceğiniz balıklar barakuda, akya, orfoz, caretta, lahoz, vatoz, mercan, sinarit, eagleray, müren, lipsoz ve derinlerde berber balıklarıdır.

Gelidonya Antik Batığı: 3200 yıllık gizem!

Antalya Körfezi’nin en batısında bulunan Gelidonya, bugünkü adıyla Taşlık Burnu’nun güneyine doğru sıralanmış beş adalardan en büyüğünün güney doğusunda yer almaktadır. Adrasan ve Kumluca ilçesi arasında bulunan bölge, ilk olarak 1954 yılında Bodrumlu bir süngerci tarafından keşfedilmiştir. Bir burun oluşturan bölgede aynı zamanda bir de aynı adla anılan fener bulunmaktadır.

28 metre derinlikte bulunan batığa 1960 yılında, dalgıç arkeologlar yönetiminde yapılan araştırma dalışlarında, geminin Erken Tunç devrine ait olduğu saptanmıştır. Yapılan bu dalışların bir diğer özelliği de ülkemizin ilk akademik su altı çalışması olmasıdır. Bu araştırmalar sonucunda geminin M.Ö. 13. yüzyılda battığı saptanır. Gelidonya batığını asıl önemli kılan, kazıdan elde edilen tarihi bilgilerin günümüze ışık tutmasından kaynaklanmaktadır. Batıktan çıkarılan parçalar, bugün Bodrum Su Altı Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Batığın taşınması ile birlikte bu dalış noktasında görülebilir bir şey kalmamıştır. Ancak 3200 yıllık tarihe dalmak isteyen serbest dalış tutkunlarını da tutmayalım. Ayrıca, etrafa dağılmış çeşitli parçalar, çapa ve geçmişin izlerini görmek hâlâ mümkündür.

Feneri ile ayrı bir güzelliğe bürünmüş olan Gelidonya ve çevresi, doğaseverler için çok ziyaret edilen bir yürüyüş noktasının parkurunu da oluşturmaktadır.

Finike

Sınırlı sayıda turistik işletmeleri ile genel olarak tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olan şirin ilçe, halen sırrı çözülememiş gizem dolu bir dalış noktasına ev sahipliği yapmaktadır.

Suluin Mağarası

Antalya’nın Finike ilçesinde bulunan Asya kıtasının en uzun su altı mağarası olarak kabul edilen Suluin, halen gizemini korumaktadır. Yöre halkı tarafından İncirli veya Gök Mağara isimleriyle de anılmakta olan mağara ancak profesyonel dalıcılar için uygundur.

Akdeniz Üniversitesi Su Altı Topluluğu ve Su Altı Araştırma Uygulama Merkezi tarafından kurulan ekip buraya defalarca dalışlar gerçekleştirmiş ve kamera çekimleri yapmıştır. Ekip mağarada, 45 metre derinlikte kemik ve seramik kalıntılarını kamera ile görüntülemiştir. Dr. Mehmet Gökoğlu, mağaraya defalarca dalış yapan ekibin başında bulunmuştur. Mağaranın kuru bir dönem geçirdiğini söyleyen Gökoğlu, mağaranın 40 ile 70 metre arasında çok ince, kalem gibi sarkıtların bulunduğuna dikkat çekerek bunun, eskiden mağaranın kuru dönem yaşadığının göstergesi olduğunu söylemiştir. Ayrıca mağaraya dalış yapmanın son derece tehlikeli olduğuna da değinen Gökoğlu, sarkıtların küçük bir titreşimde dökülebileceğini ve ciddi hasarlara yol açabileceğini belirtir.

1995 yılında Suluin Mağarası’na dalış yapan Amerikalı Jarrod Jablonski ve ekibinin 122 metre derinliğe ulaştığı kayıtlara geçmiştir. Ancak mağaranın tam olarak sınırları ve derinliği halen bilinmemektedir. Aynı yıl, Alman amatör bir grubun yaptığı dalışta, ne yazık ki iki kişi hayatını kaybetmiştir. Mağara günümüzde, hâlâ gizemini korumaya devam etmektedir. Sulu İn mağarasına dalış yapabilmek için Finike Kaymakamlığı’ndan izin alınması gereklidir.

Demre

İnsanlara yaptığı iyilikler ile anılan ve çocukların de sevgili büyüğü Aziz Nicholas, namı diğer Noel Baba olarak tanınan değerli azizin müzesinin de bulunduğu Likya mezarlarıyla ünlü Demre ilçesinde, 30’un üzerinde dalış noktası bulunmaktadır. Araştırma ve kazı çalışmalarının halen devam ettiği bölgenin bazı bölümleri dalışa kapalıdır.

Çok sayıda mağaranın bulunduğu, verimli dalış alanlarına sahip olan bölgenin önde gelen dalış noktalarından bazıları şunlardır:

Mavi Mağara

Her seviyede dalıcılar için uygunluk gösteren dalış noktası sürprizlerle doludur. Farklı kanallar ve adacıklardan oluşan oldukça büyük bir mağaradır. İsmini, dehlizlerden içeriye sızan ışığın yaratmış olduğu mavi renkten almaktadır. İç ve dış olmak üzere iki ayrı galeriden oluşan mağaranın iç galerisinde, hava boşluğuna çıkış yapmaya izin veren bir odacık bulunmaktadır. Mağaranın iç ve dış galerilerindeki mercan oluşumları ve beraberinde yarattığı canlılık ilgi çekicidir. İç galerilerde mevsime bağlı olarak karides sürülerine rastlamak sıklıkla olasıdır. Mağaranın dışında kalan bölgede, Kum ve kaya olarak çeşitlilik gösteren dip yapısı, maksimum 30 metredir.


Antrum

İrili ufaklı kovuklara sahip mağara, girişinden içeriye doğru yaklaşık 50 metre derinliğe sahiptir. Mağaranın giriş bölümüne kadar devam eden yamaç boyunca, sıklıkla akıntıya rastlanmaktadır. Sadece Akdeniz’de görülebilen sert ve yumuşak mercanların varlığı nedeniyle benzersiz bir su altı yapısına sahiptir. Zaman zaman akıntının şiddetlendiği bölgede sürüler halinde gezen çeşitli balıklara rastlamak da mümkündür.

Kaya

Kekova Adası’nın güneye bakan kısmında bulunan bu dalış noktası, iki ayrı dalış rotasına sahiptir. Doğu tarafında 40 metre derinliğe inen dik kaya oluşumları, batı yakasında yerini sığ dalış alanlarına bırakır. Her seviyedeki dalıcılar için uygun olan bölge, 10 ve 40 metre arası farklılıklar göstermesi sebebiyle derin dalış eğitimleri ve basamak dalışlar için oldukça elverişlidir. Dip yapısında kaya oluşumları bulunan bölge; orfoz, lagos, böcek, karavide, müren gibi değerli kaya canlılarına ev sahipliği yapmaktadır. Görüş mesafesinin 15 ile 25 metre arasında değişkenlik gösterdiği bölgede; dönemsel olarak akıntının kuvvetlendiği anlarda, büyük balık sürülerinin de beslenme amacıyla geldiği bilinmektedir.

Iberian Coast Batığı

Bu bölge; ismini Şubat 2003’te batan ve boyu 72 metre, genişliği ise 11 metre olan bir yük gemisinden almaktadır. Battığı esnada 3 parçaya ayrılan gemi, 6 ile 29 metre arası derinliklere dağılmıştır. Bu dağınık hal dalıcılar için görülmeye değer bir görünüm oluşturmuştur. Parçalanma sırasında geminin motor aksamı da gövdeden ayrılmıştır. Dip yapısı kayalıklardan oluşan bölgede geminin temel formu bozulmuş olmasına karşın kamaralar, kaptan köşkü, yaşam alanları, ambarları ve burnu, formlarını korumaktadır. Bölgedeki değişken derinlik, hem deneyimli hem de deneyimsiz dalıcılara batık dalışı yapma şansı tanırken düşük görüş özelliği batığa mistik bir görünüm katmaktadır. Görüş mesafesinin 10-15 metre arası değişkenlik gösterdiği bölgede, genellikle hafif şiddette akıntılara rastlanmaktadır.

Yelkenli Gemi Batığı

Çayağzı adı verilen limandan sadece 15 dakika uzaklıktaki bu dalış noktası genellikle alıştırma, deneme, eğitim ve gece dalışları için tercih edilir. 2001 yılında batan tekne, bölgedeki su altı tarlalarının üzerinde durarak son derece güzel bir görüntü sergilemektedir. Yelkenli gemi, akıntıya ve kötü hava koşullarına kapalı olduğundan, tecrübe kazanmak isteyen dalıcılar için oldukça uygun bir dalış ortamı sağlar. Vatozlar ile birlikte yüzebilecek olduğunuz 8 – 12 metre aralığında bulunan batığın çevresinde deniztavşanı, papağan balığı, ahtapot, kalamar gibi irili ufaklı birçok deniz canlısını görmek mümkündür.

Mağara

Farklı boyut ve derinlikte üç ayrı mağaranın varlığı ile bu bölge, dalıcılara eşine az rastlanır güzellikte bir deneyim sunar. Mağaraların ikisi, yüzey seviyesinde hava odacıkları yapısındadır. Her iki yüzey mağarası da duvarlarla çevrelenmiştir ve mağaralara ulaşmak için kayalar arasındaki çatlaklardan ve kanallardan geçmek gerekmektedir. Zor bir parkur olarak algılansa da kanalın geniş yapısı rahat hareket edilmesine olanak sağlar. Bölgedeki üçüncü mağara ise hava boşluğuna sahip değildir. 16 metre seviyesinden girilen mağaranın hem girişi hem de iç alanı oldukça dardır. Bu noktada oldukça dikkatli ve yavaş hareket etmek gerekmektedir. Bu nedenle rehberler eşliğinde dalış yapılması tavsiye edilir. Ancak mağaraya girildiğinde, binlerce karides, “hoş geldin” dercesine sizleri karşılayacaktır.

 

Reef (Mercan Kayalığı)

Kekova Adası’nın güneyinde, açık denize bakan bölge, adını derin sularda görülebilen, Akdeniz’e ait irili ufaklı mercanlardan almıştır. 1 metre derinlikten başlayıp 100 metreye kadar inen resife dalış ancak uygun hava ve deniz koşullarında mümkündür. Derin dalışlar için ideal olan ve 40 metre derinliğe sahip bölge, kesinlikle deneyimli dalıcılar için uygundur.

Resifin hem kuzey hem de güney cephesi farklı dalışlar yapma olanağı sağlar. Kayalık dip yapısı her iki cephede de kademeli şekilde derinleşmektedir. Bölgenin açık deniz akıntılarına sahip olması, canlı çeşitliliğinin de artmasına olanak tanımıştır. Farklı türlerde, irili ufaklı balık sürüleri dönemsel olarak bölgenin sakinlerini oluşturur. Kademeli olarak inilen bölgenin dip yapısı kaya ve kum karışımlarından oluşmaktadır. 20 ile 30 metre arası görüş mesafesine sahip basamaklar arasında, bol miktarda vatoz, sünger ve yumuşak mercan oluşumlarını görmek mümkündür. Kaş ilçesinde bulunan dalış okulları da bu bölgeye sıklıkla dalışlar gerçekleştirmektedir. Rehberlerin tavsiyesi, öğleden sonraları batıdan esen sert rüzgârların yaratacağı olumsuz etki sebebiyle, bölgeye erken saatte dalış yapılması yönündedir.

Eğri Liman

Kekova Adası’nın güney ucunda bulunan Eğri Liman, sığ suları ve keyifli su altı yapısıyla genellikle derin dalışların ardından tercih edilen mükâfatlı bir bölgedir. Bölgede, kum ve yosun zemin üzerinde derinliği 24 metreye kadar inen bir resif bulunmaktadır. Resifin üzerinde lagos, orfoz ve barakuda sürülerine sıklıkla rastlanmaktadır. Ayrıca bölgede deniztavşanı, müren, mığrı ve vatoz gibi balıkları da sıkça görmek olasıdır. Eğri Liman’daki kırık amfora ve ölü mercan kalıntıları sığ sularda dahi görülebilmektedir.  Bu nedenle bölge, deneme ve şnorkel dalışı yapmak  isteyen meraklıları için son derece uygundur. Görüş mesafesi 15 ve 25 metre arası olan bölgenin altyapısı; kum, kaya, bitkiler ve antik kalıntılardan oluşmaktadır.

Duvar

Kekova Adası’nın  güney tarafında, açık denize bakan, Eğri Liman’ın girişinde yer alan dalış noktası 12 ile 40 metre arası derinliktedir. 20-30 metre arası çok iyi bir görüşe sahip bölge, açık denize bakması sebebiyle sıklıkla akıntılara maruz kalmaktadır. Bu nedenle dalışlar akıntının yönüne göre anlık olarak planlanmaktadır. Bölgede deneyimli rehberlerle dalmakta yarar vardır. Duvarın en derin noktası olan 35 metre seviyesinden sonra dip yapısı, kum ve kayalıklardan oluşmaktadır. Bölgedeki akıntı, en başta bir handikap gibi algılansa da yarattığı verimli alan ile canlı sayısının zenginleşmesine sebep olmuştur.  Bu nedenle, birçok canlı beslenmek için bu bölgeye gelmektedir. Barakuda ve vatozlar bölgede en sık görülen canlılardır. Eski çağlarda ticari gemilerin güzergâhı olması sebebiyle dalışlarda çok sayıda irili ufaklı, çeşitli dönemlere ait amforalara rastlamak mümkündür.

Kaş

Kaş çevresi, tüm dünya üzerinde gidilecek 50 dalış bölgesi içerisinde yer alan sürprizlerle dolu bir dalış alanıdır. Çok ayrı çeşitlilik gösteren harika su altı manzaralarına sahiptir. Çoğu yerde 40 metreye ulaşan görüş mesafesi, Kaş bölgesini önemli hale getirmektedir. Sürekli olarak dalış yapılan 40’ın üzerinde dalış noktası bulunmaktadır. Neredeyse hepsi Kaş limanından tekne ile 30 dakikalık uzaklıkta yer alır. Batıklar, mağaralar, kanyonlar, resifler, su altı tünelleri ve gece dalışları Kaş’ı önemli bir dalış merkezi olarak öne taşımaktadır. İki bin yıldan fazla tarihe sahip amfora ve kalıntılar neredeyse dört bir yana savrulmuş durumdadır. Kaş ilçesinde çok sayıda dalış merkezi kusursuz hizmetler sunmak için adeta birbirleriyle yarışmaktadır. Ilıman iklimi sebebiyle uzun bir sezona sahip olan bölgede yılda ortalama yetmiş binin üzerinde dalış gerçekleşmektedir. Bölge şnorkel dalma meraklıları için de eşsiz güzelliklerle doludur. Bazı önemli dalış noktaları aşağıda sıralanmıştır:

Gürmenli Adaları

Kaş’tan nispeten uzak mesafece olması nedeniyle günlük turlarda gidilen bu dalış noktası iki adadan oluşur.  Batı’daki büyük ada görkemli duvarı ile meşhurdur ama duvarın üstünü süpüren akıntıdan sakınmalıdır.  Duvarın yamaçlarındaki gridalar, dipteki eski büyük çapaların etrafındaki kumluklarda dolaşan vatoslar, açık denizden adalara vuran akya sürüleri, bu zorlu dalışın mükâfatlarıdır.  Ufak ada ise derin çatlaklarındaki balık sürüleri ile “Kapadokya” adı verilen garip ve çıplak girift kayalıklarıyla meşhurdur.

Kanyon

Kaş’tan kolayca ulaşılabilen Kanyon, sürprizlerle dolu bir dalış noktasıdır.  Akıntılı sığ bir boğazdan sonra 3 metreden başlayıp 23 metreye kadar inen dimdik duvarları sert yosunlar ve mercanımsı hayvanlarla bezenmiş çok kırılgan bir yapıya sahiptir. Derinliğe sarkmanın, dalıcılara uçma hissi verdiği söylenmektedir. Muhteşem su altı kanyonunun derinliklerinde 60 yıllık Dimitri saç gemi batığı sahilde kapışılan pamuk balyalarından ötürü “Pamuk Batığı” adını almıştır ve uçmanın sonunda ulaşılmış bir armağan gibidir. Yeni başlayan dalgıçlar için önerilmez. Ancak Kaş’ın deneyimli hocaları rehberliğinde su altında uçma hissini tatmak ve benzersiz bir deneyim yaşamak mümkündür.

Oasis Reef
Etrafı kum ve deniz çayırları ile çevrili dağlık alanda bulunan ve limandan 30 dakikalık keyifli bir yolculuk sonunda ulaşılan adaların ortasında yer alan kayalık bir resiftir. Resife giden yol boyunca cıvıl cıvıl deniz çayırları içinde karidesler, ve dev deniz midyelerini (pina) görebilirsiniz. Resife vardığınızda ise çok sayıda müren ve kardinal balıkları sizi bekliyor olacaktır. Ayrıca pek çok antik çağlardan kalma amfora görebilirsiniz. Resifin yakınlarında büyük orfozlara, ve bazen nadir görülen anemonlara ev sahipliği yapan küçük bir tahta gemi batığı bu dalış noktasının en büyük sürprizidir.  Deniz çayırlarında görebilecek olduğunuz barakuda, kalamar, deniztavşanları ve kaplumbağaları da unutmayalım. Bir defada bitirilemeyecek zenginlikte olması sebebiyle dalıcılar, burayı birden çok kere ziyaret etmektedirler.

Neptün Resifi
Kaş limanına 30 dakika mesafede olan Neptün Resifi, tarihi amforaları ve “ufak kanyonu” ile görülmeye değerdir. Üç Kayalar olarak da adlandırılan resifin tepesi 7 metreden başlar. Tepesindeki üç adet piramidi andıran taşlardan dolayı bu ad verilmiştir. 18. metresinde aralara sıkışmış ve hâlâ kırılmamış olan 2000 yıllık amforalar ilginizi çekecektir. Ana kara ile resifin arasındaki akıntılı boğazda ise lagosların yanı sıra karagözler, domuz balıkları ve bazen deniz kaplumbağaları vardır. Bu noktada dalış merkezleri tarafından yapay resif yaratmak amacıyla batırılan 29 metrelik emekli Sahil Güvenlik teknesi derinlerde sizi beklemektedir.

Tünel

Yaklaşık 35 metre civarında bir derinliği olan tünel, Kaş’ın en popüler dalış noktalarından biridir. Adından anlaşılacağı gibi tünel hissini uyandıran dalış noktası, dalıcılara sürprizler sunmaktadır. İlk önce karanlık bir yere, sanki mağaraya giriyormuş hissi uyandıran tünel, içine girince diğer taraftan gelen ışıkla loş bir görünüme bürünür. Köşeyi dönüp çıkışa doğru ilerledikçe görülen beyaz ışık ile muhteşem bir görsel güzelliğe tanık olunur. Dibe yaklaşıldığında ise küçük karideslerin dansına tanık olabilirsiniz. Suyun altında oluşmuş mercanımsı canlılar ve kırmızı-mor renkli sert yosunlarla kaplı yamaçlar boyunca yüzmek dalgıçlar için eşine az rastlanır güzellikte bir deneyim yaşatmaktadır. Yolculuğunuz esnasında deniztavşanları, papağan, asker balıkları, karavidalar ile şanslı gününüzde iseniz orfozlar size eşlik edecektir.

Deve Taşı

Kaş’ın en favori dalış noktalarından biridir. Kaş’a çok yakın ve küçük bir alan olması nedeniyle resifin etrafında dönmek mümkündür. Tepesinde 14 metre derinlikte iki doruk noktasının arasından inilen derinlik 16 metredir. Görünümü çift hörgüçlü bir deveye benzediği için bu ismi almıştır. Batı ve kuzey yamacı derinlere doğru inerken güney ve doğu yamaçları 30 metre derinlik göstermektedir. 30 metrenin sonunda dalıcıları yer yer kumluk ve kayalık düzlükler beklemektedir. Rüzgârlı havalarda akıntının güçlü olduğu bu dalış noktasında orfoz, grida, akya ve barakuda sürüleri, deniztavşanları, müren ve kaplumbağa görmeniz neredeyse her dalışta mümkündür.

Uluburun Batığı

Kaş ilçesinin güney doğusunda 8,5 kilometre uzaklıktadır. Uluburun Batığı 1982 yılında sünger avcısı Mehmet Çakır tarafından Kaş, Uluburun mevkiinde tespit edilmiştir. Kazı,  Bodrum Su Altı Arkeoloji Müzesi ve Sualtı Arkeoloji Enstitüsü (INA) tarafından yapılmıştır. Önce George Bass, daha sonra Cemal Pulak’ın başkanlığında, büyük bir titizlikle 11 yıl süren su altı kazısı sonucunda ortaya çıkartılan bu batık dünya müzelerindeki en eski batıktır. Çıkarılan eserler, Bodrum Su Altı Arkeoloji Müzesi’nde Uluburun Salonu’nda sergilenmektedir.

Uluburun batığının Kaş yarımadası üzerindeki Hidayet koyunda batırılan bir replikası ve yakınına konuşlandırılan yapay batık alanı eğitimlerde kullanılan bir Arkeopark oluşturmuştur.

Heybeli Adaları

Kaş’ın adalar grubunun Kuzey tarafında bulunan bu bölge canlılık açısından en zengin noktalarındandır.  Kum taşından kayaların arasında pinalar, posidonia deniz çayırlarına saklanan yavru balıklar, çabuk derinleşen yamaçlarında gezinen orfoz ve lagoslar,  ve 5 metreye kadar yükselen resifin bekçisi kaplumbağa buranın özel konukları…  Büyük bir biyolojik çeşitlilik sunan bu noktada gümüş sürülerine saldıran barakuda ve akyaların seyrinin keyfine doyum olmaz. İnce deniz çayırlarının arasında görebileceğiniz bir deniz atı dalışınızı keyifle sonlandırır.

Uçan Balık

Dalgıçların oylaması sonucu, Scuba-Magazin dergisi ve dalış merkezleri tarafından Türkiye’nin en iyi dalış noktası seçilmiştir. Serbest dalarak bile ulaşılabilen resifin tepe noktasının derinliği 6-8 metre iken resifin deniz tabanına bağlandığı nokta yaklaşık seksen metredir. Resifin dibine doğru 60’lı metrelerde İkinci Dünya Savaşı’nda Yunan adalarının birinden kalktığı tahmin edilen bir Italyan Savoia-Marchetti savaş uçağının enkazı bulunmaktadır. 6-7 dakikalık bir sürede ulaşılan batığın kuyruk kısmı 70 metreye kadar inmektedir. Uçak geçen uzun zamana karşın çok iyi durumdadır. Yapılan bilimsel incelemelerde görülen üç adet pervane, uçağın düşmediği ve zorunlu iniş yaptığı yönünde bilgi vermektedir. Kesin olarak bilinmemekle birlikte, Kaşlı bir köylü ölen pilotu gömdüklerinden söz etmiştir. Bölgede bol miktarda pembe anthias/berber balığı, akya, lagos ve iri orfoz görmek olasıdır.

Kalkan

 

Kalkan suları, ciddi dalışlar yapıp form tutmak isteyenler için ideal bir bölgedir. Akıntı, sert rüzgâr, duvar dalışı, makro hayat, antik batıklar bölgenin dalış zenginliklerini oluşturur. 30’lu metrelerdeki orfozların akıntıda durabilme becerileri izlenmeye değerdir. Kaplumbağa, orkinos, vatoz, köpekbalığı görülebilecek deniz canlıları arasındadır. Bölge yeni başlayanlar için de çok olanaklar sunmaktadır.

Patara kanyonu, mercan ve sünger çeşitleriyle süslüdür. 11 metreden 132 metreye inen fener duvarı, oldukça canlı ve renklidir. Öksüz Ada ise köpekbalığı ailesinden gelen balıkları barındırır.

Mavi Mağara

Kaş – Kalkan arasında deniz kıyısında olan Mavi Mağara, Kaş’a 18 kilometre Kalkan’a ise 6 kilometre uzaklıktadır. Kaputaş Plajı yakınlarında bulunan Mavi Mağara’nın içinde eskiden fokların yaşadığı bilinmektedir. Mavi Mağara, 1972 yılında Jeolog Dr. Temuçin Aygen tarafından bulunmuştur. Güneş ışıkları, mağaranın içine deniz dibinden yansıyarak girmekte ve mavi parlak fosforlar oluşturmaktadır. Mağara 50 metre uzunluğunda, 40 metre genişliğinde ve 15 metre yüksekliğindedir.

York Düşesi – Sakarya Batığı

Batık 5 metre derinlikte başlayan ve gittikçe derinleşen bir duvarın yanında yer almaktadır. Yaklaşık 90 yıl önce batmış büyük bir yük gemisi olan batık, geçen süre içinde görülmeye değer bir hale bürünmüştür. Pupa kısmı 15-20 metre derinlikte yatmaktadır. Bu bölüm, az deneyimli dalıcılar tarafından ziyaret edilmek için uygundur. Pruva kısmı ise 45-65 metre derinliğinde bulunmaktadır ve sadece çok deneyimli dalıcılar tarafından görülebilmektedir.

Frank Duvarı

Kalkan koyunun doğu ucunda – limandan sadece 15 dakika uzaklıkta, dik bir uçurumdur. Yamaç suyun altında 60-80 metreye kadar devam etmektedir. Su altında uçma hissini yaşamak isteyenler için hoş bir deneyimdir. Yamaç boyunca çeşitli canlı türlerine rastlanabilen bu dalış noktasında mürenler, mürekkep balıkları ve karagözleri görmek, neredeyse her dalışta mümkündür.

Adalar

Kalkan’dan gözle görülebilen uzaklıkta olan adalar, dalıcıların sıkça ziyaret ettiği noktaların başında gelmektedir. Fare ve Yılan Adası, açık denizden Kalkan’a akan suların yönlendirildiği merkezi oluşturmaktadır. Bu akıntılardan dolayı meydana gelmiş olan oluşumlar, bölgeyi ilginç bir dalış noktası olarak öne çıkarır. Şnorkel dalışları için de çok uygun olduğunu belirtelim. Kuzeyde yer alan Fare Adası daha sakin sulara sahip olması nedeniyle yeni başlayanlar için idealdir. Yılan Adası’nın güney ucunda bulunan, 80-100 metre derinliğe doğru hızla inilebilen duvar ise parkuru ile dalıcılara çok farklı güzellikler sunmaktadır. Ton, hani, tırpana balıkları ve barakudaları bolca görmek olasıdır.

Fırnaz Koyu

Kalkan koyunun batısında yer alan bu küçük koy, kum ve deniz çimenlikleri ile örtülü, sığ sularla kaplı bir alandır. Dalmaya yeni başlayanlar için ideal bir yerdir ve görüş mesafesinin 20-25 metre dolaylarında olması bu dalış noktasını daha da ilginç kılmaktadır. Dalışlar esnasında çok sayıda deniz canlısı size eşlik edecektir.

Dolphine Reef

Derinliği 30 metreye kadar ulaşmaktadır. 13 metre seviyesinde devasa bir resif yer almaktadır. Uzun bir görüş mesafesine sahiptir. Doğal girinti ve çıkıntılar çok hoş bir görsellik sunar. Suyun altı dip kayalar ve yer yer kumlarla kaplıdır. Her kesimde dalış yapmak isteyenler için uygun olan bölge, yeni başlayanlar için sürprizlerle dolu ideal bir dalış noktasıdır.

Öksüz Ada

Öksüz Ada limandan yaklaşık 40 dakika uzaklıktadır. Genel olarak gece performanslarının yapıldığı adada iki ayrı dalış noktası bulunmaktadır. Bölgede 35 metreye kadar inen duvarlar bulunur. Gece dalışları genellikle daha sığ sulara sahip olan kısımda yapılmaktadır.  Öksüz Ada’yı asıl ilginç kılan 7-8 metre sonunda ahtapot ve karavidelerin kovuklar içinde belirmesiyle ortaya çıkan güzelliktir. Gündüz dalışlarında ise barakuda, lagos ve akya sürülerine sıklıkla rastlanmaktadır. Gece dalışlarında sıkça karşılaşılan kırmızı renkli kabuklu yengeçler su altı fotoğraf meraklılarının ilgi odağıdır.

Heybeli

Üzerinde yaşayan binlerce kuş ile ünlü adada, dört ayrı dalış noktası bulunmaktadır. Sunduğu cennet atmosferi ile bölgenin en güzel dalış noktalarından biridir. Kalkan limanına 45 dakikalık mesafede yer alan adanın güney kısmının su altında barındırdığı renkler ve sürü halinde gezen sinaritlerin yarattığı görsellik, 80 metrelere kadar izlenebilme olanağı sunar. Doğusu ise 45-50 metreye kadar inmektedir. Bu bölümde sazlıkların kayalar ile birleşim noktalarında saklanmış iri lagosları görmek olasıdır. Diğer bir derin dalış noktası olan batısı ise 40 metrelere kadar inen bir duvar dalışıdır. Kalkan’ın sürü halinde gezen büyük orfoz ve lagosları yörenin doğal sakinlerinden sayılmaktadır. Adanın doğusu ise sığ olması nedeniyle eğitim amaçlı dalışlar için kullanılmaktadır. Günübirlik tur teknelerin de uğrak noktası olan ada, doğal güzellikleri ve birbirinden farklı yaşayan kuşları ile görülmeye değerdir.

Manavgat

B-24 Amerikan Savaş Uçağı Batığı

1944 yılı Ağustos ayında Kıbrıs’taki üssüne ulaşmak için hareket halinde olan Amerikan savaş uçağının, dönüş yolunda Ege Denizi üzerindeyken vurulmuş olduğu tahmin edilmektedir. Antalya’nın Manavgat ilçesi yakınlarına kadar dayanıp kıyıdan 200 metre açıkta denize düşmüştür. Uçak personeli, yakınlardaki Çenger köyü sakinleri tarafından kurtarılmıştır. 1995 yılında uçak personelinden olan Roy Newton, yanında bir kameraman ile birlikte buraya gelerek bir dalış yapmış ve kendisini kurtaran köy halkını ziyaret etmiştir.

1995 yılında yapılan çıkartma çalışmalarında uçağın kokpiti su yüzüne çıkarılmış, bir süre Çenger Köyü Jandarma Karakolu’nda sergilendikten sonra ziyaretçilere sunulmak üzere İstanbul’a götürülmüştür. Uçağın gövdesi ve kuyruk kısmı Manavgat ilçesini Alanya yoluna doğru 25 kilometre geçtikten sonra Dilkum mevkiinin 200 metre açığında yatmaktadır. Herhangi bir işaret bulunmayan uçağın enkazına özel izin alınarak dalış yapılabilmektedir.

Alanya

Turizm cenneti Alanya’da su altı turizminin en önemli özelliği, dalış yerlerinin şehir merkezinde ve tarihi kale etrafında sıralanmış olmasıdır. Yılda ortalama 50 bin dalışın yapıldığı Alanya, bu özelliği sayesinde gün içerisinde birkaç dalış yapabilmeyi mümkün kılmaktadır. Zengin bitki örtüsü, su altı canlı çeşitliliği ile mağaraları ve Akdeniz fokları bölgeyi öne çıkaran başlıca özelliklerdir.

İlçede Akvaryum, Amfora, Korsan, Teras, Orta Mağara, Aşıklar Mağarası, Doğu ve Batı Dilvarda, Fosforlu Mağara, Kırıktaş, Tünel, Rambo ve Yapay Resif olmak üzere toplam 13 dalış noktası bulunmaktadır. İstanbul’dan 2006 yılında iki parça halinde getirilerek Alanya’nın mavi sularına bırakılan eski polis botu, Türkiye’nin ilk yasal yapay resifi olma özelliğiyle ilgi çekmektedir.

Akvaryum

Alanya’ya yaklaşık 4-5 dakika mesafededir. Derinlik 4 ile 25 metre arasında değişkenlik gösterir. Bu bölgede genellikle eğitim amaçlı dalışlar yapılmaktadır. Dip yapısı, kayalık ve otluktur. Burada ahtapot, iskorpit, müren, orfoz, böcek ve çavuş balığı bolca görülebilir.

Amfora

Limana en yakın ikinci dalış bölgesi olup, mesafesi tekne ile yaklaşık 5 dakikadır. Adını kırık amfora döküntülerinin bolca görülmesinden almıştır. 29 metre derinliğe sahip olan bölge, deniz canlıları açısından çok zengin bir çeşitlilik göstermektedir. Dip yapısı kayalık olan noktada genellikle orfoz, müren, ahtapot, vatoz ve domuz balığı görülebilir.

Orta Mağara

Alanya Limanı’na 14 dakika mesafededir. Minimum 15, maksimum 34 metre derinliğe sahiptir. Bölgede yer alan mağaranın girişi 15 metre derinliktedir. Bu bölge, tecrübeli dalgıçlar ve derin su dalışları için uygun bir yerdir. Dip yapısı kayalıktır. Dalışlarda orfoz, ahtapot, eşkina, müren, böcek ve karagöz görülebilir.

Korsan

Alanya tarihinde korsanların çok rol alması, tüm bölgeyi çok ilginç kılmaktadır. Alanya’nın en popüler dalış noktası olan Korsan, tecrübeli dalgıçlar ve eğitim amaçlı dalışlar için çok elverişli bir yerdir. Alanya Limanı’na 8-10 dakika mesafededir. 10 ve 32 metre arasında farklılık gösteren derinliğe sahiptir. 25. metrede dalıcılar hoş bir sürprizle karşılaşır ve batık bir tekne ile burun buruna gelirler. Ayrıca bölgede yer alan Korsan Mağarası, dalıcılara ayrı bir güzellik sunmaktadır. Mağaraya giriş 12 metre derinlikte başlar. Hemen girişte 1 metre çapında eski yıllara ait bir değirmen taşı bulunmaktadır. Mağaranın girişinden itibaren yer alan taşlar, çok güzel görüntüler oluşturmaktadır. Mağaraya dalışın güvenli olduğunu da hemen belirtelim.

Aşıklar

Bölgenin derinliği 10 ile 34 metre arasında değişmektedir. Tecrübeli dalıcılar ve eğitim amaçlı dalışlar için uygun bir yerdir. Dip yapısı kayalıktır. Su altı canlıları açısından zengin bir bölgedir. 20 metre derinlikte eski bir gemi çapası bulunmaktadır. Dağın eteğinde ve 4 metre derinlikte küçük ve kapalı bir mağara bulunur. Alanya Limanı’na uzaklığı 15 dakikadır.

Fosforlu Mağara

Limana uzaklığı 20 dakikadır. Bu bölgenin derinliği 9-34 metre arasıdır. Bölgede, biri 5 metrede, diğeri ise 12 metrede yer alan iki ayrı mağara bulunmaktadır. Dalıcıları mağaraların yarattığı görünüm ile heyecanlandıran bölgenin dip yapısı kayalıktır. Su altı canlıları açısından zengin bir yerdir. Bölge hem lisanslı dalıcılar hem de kursiyerler için her türlü dalış şekline olanak vermektedir. Gece dalışları için de uygun bir yerdir.

Tünel

Kalenin batı tarafında 13 metre derinlikte giriş ve çıkışı olan bir tüneldir. Limana 25 dakika uzaklıktadır. Tünelin genişliği 3 ile 6 metre arasında değişmektedir. Uzunluğu ise 42 metredir. Ayrıca tünel boyunca küçük cepler (odacıklar) bulunmaktadır. Su altı canlıları açısından zengin bir görsellik sunmaktadır.

Rambo

Her yıl 50 binden fazla dalışın yapıldığı Alanya bölgesinin en beğenilen ve sevilen dalış noktalarından biridir. Dalgıçların adını Zehra koydukları fok, bu noktayı fazlasıyla ilginç ve cazip kılmaktadır.  Dünyaca meşhur Kleopatra Plajı’na yakınlığı ile bilinen bölgenin, limana olan mesafesi yaklaşık 25 dakikadır. Mağaranın ağzı 13 metre derinlikte ve 4-5 dalıcının yan yana girebileceği büyüklüktedir. Dalması çok keyifli 7 metre uzunluktaki bir tünelden geçilerek yarısı hava ile dolu bir mağaraya çıkılır. Mağarada su yüzeyinin üstündeki hava boşluğu kimi yerde 10 metreyi bulmaktadır. Mağara içerisinde oluşmuş sarkıt ve dikitler görülmeye değerdir. Sergilediği görüntü ile Alanya’nın meşhur Damlataş Mağarası’nı andırdığı söylenmektedir. Dip yapısı kumluk olan mağara içerisinde, bir fok balığı yuvası bulunmaktadır. Eğer şanslı gününüzdeyseniz, mağaranın kiracısı fok balığı Zehra’yı yakından görebilirsiniz.

Doğu ve Batı Dilvarda

Alanya Kalesi’nin en uç noktası olan burunun doğu ve batı yakasında iki ayrı dalış noktası bulunmaktadır. Limana uzaklığı 2 saattir.  Dip yapısı kayalıktan oluşmaktadır. Her iki bölge de benzer özellikler göstermektedir. Derinlik 5 ile 40 metre arasında değişmektedir. Yeni başlayanlar için son derece uygun bir dalış noktasıdır.

Dil »